Foto Galeri
Site İçi Arama
Çok Okunanlar
Link Bankası
Yorumlar
Piyasalar
DOLAR
3,8713
EURO
4,5671
IMKB
0.00
Hava Durumu
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Abdullah AYDIN
SİSTEMİN KUSMUKLARI
25 Şubat 2014 Salı 21:14

Ab.aydinn42@hotmail.com

 

                Ülkemizin Siyasal sistemi, uzun zamandır altından üstünden, sağından solundan kusmaya ve kaçırmaya devam ediyor.

                Tıp yazılımlarına göre kusmak, Sindirim sistemine ait bir sorun olup, karın kaslarının ters çalışması sonucu oluşan fizyolojik bir tepki ve korunma eylemidir.

                Kusma nedenlerini, sistemdeki iltihaplanmalar, sistemi etkileyen ruhsal nedenler, yeme bozuklukları, gıda zehirlenmeleri olarak sıralayabiliriz.                                        Kusma, bulantı ve öğürme eşliğinde güçlü bir enerji sarfıyla rahatsızlık yaratan birikintilerin mideden dışarı atılmasıdır.

                Bu tanımlamalarla ‘Tıp dersi mi veriyorsun?’ diye sorulabilir. Hayır.  Bu tanımlamalarla, yaşadığımız sistemin zamanımızdaki benzerliklerini ve sorunlarının benzerliklerini ve varacağı sonuçları anlatmaya çalışacağım…

                Yönetsel erki elinde tutan siyasal sistemimizin işleyişi ve ona paralel gelişen Sosyal ve Ekonomik yapımız rahatsız. Çeşitli dürtü, etki ve olumsuz uygulamalarla midesi bulanıyor, öğürüyor ve kusuyor; pis kokulu, karışık ve kirli kusmuklar etrafa saçılıyor…

                Ülkeyi yönetenler ve yönetmek isteyenlerle, yönetilenler ve yönetilmeye razı olanlar arasında aşılmaz farklılıklar var.  Konuşulan dil bile iki kesim arasında değişik ağız ve lehçelerle farklılaşıyor, bizim olmaktan çıkıp benim oluyor ve anlaşılamaz hale geliyor…

                Yönetenler ve yönetmek isteyenlerin her eylem ve amaçlarına, sayısını bir türlü bilemediğimiz seçmenin kullandığı oy sandığı, Dinsel ve geleneksel inanç ve adetler, haksız edinilmiş mal ve makam varlıkları hizmet ederken, Meclis çoğunluğu kanalıyla da yasal zemin ve dayanaklar oluşturulmakta ve meşruiyet kazandırılmaktadır. Yönetilenler ve yönetilmeye razı olanlar ise olanları çaresizlik içinde gıpta ile uzaktan izlerken, varlığının nedenini bile anlayamamakta, yaşadığı kişisel ve toplumsal trajediyi seyretmekle yetinmekte ve İlâhi gücün dağıtım adaletine sığınmaktadır…

                Siyasetin akortsuz işleyiş ve müdahaleleri, ülkedeki tüm yapıların işlevini bozuyor, toplumsal felsefesini altüst ediyor. Rahatsızlanan kurumlar sistem içinde şişkinliğe, kokuşmaya, kirlenmeyi ve hastalığı yayarak öğürtüye ve kusmaya neden oluyor.

                Hakaret, küfür ve zorbalık, teslim aldığı Meclis salonlarından ülke sokaklarına yayılıyor. Örnek olması gereken insanların yoz kabadayılıkları, adeta yaşam felsefesine dönüşerek zorbalığın ve hukuksuzluğun yollarını döşüyor.

                Başbakan gelecek nesillere ibretlik siyasi bir edebiyat bırakıyor. İmalı küfürler havada uçuşuyor. Siyasi Edebiyatımız kaynağını iktidardan alıp, muhalefette karşılık bulan lâf sokuşturmaları ile kirleniyor, bayağılaşıyor. Gelecek nesillere kirli, lekeli ve kusmuk bulaşmış pis kokulu sayfalar çeviriyor.

                Yolsuzluk yoğunluğuna paralel yoksullaşma alanı genişliyor. Yolsuzluk sanki doğal bir hakmış gibi toplumun belleğine yerleşiyor. Yönetenler bu kirlenmeye yasal zemin hazırlamakta oldukça mahir davranıyor.

                Kimileri özerklik, bağımsızlık peşinde koşuyor. Bölgecilik, Cemaatçilik, Tarikatçılık, Mezhepçilik, Dincilik almış başını gidiyor. Ülke bölünmenin eşiğine gelmiş,  bu ülke insanı Ulus olmaktan hızla uzaklaşıyor.

                Ekonomi istihdam yaratmıyor. İşsizlik ve yoksulluk yaygınlaşıyor.  Dış politika Türkiye’yi yalnızlaştırıyor. Mahkemeler özgür ve adalete uygun karar veremiyor. Yasama organındaki çoğunluk adalete uymayan yasal düzenlemeler yapıyor.

Ülkeyi bu hale getirenlerin Siyaset, yönetim ve iş hayatı içinde ve uygulamada söyledikleri ilginç sözlerden çok küçük bir demet sunalım:

‘Ananı al da git’! ‘Şeyini şey ettiğimin şeyi’! ‘Satıyoruz, satıyoruz bitmiyor, ne Komünist ülkeymişiz’! ‘Raporu nerenize koyacaksınız?’! ‘Tasmalarından kurtardık’! ‘’Gavat’! ‘Bu milletin ….. koyacağız’! Sözlerin çok bilimsel, veciz ve Edebi olduğunu(!) siz de kabul edersiniz herhalde!

Bu tür söylem ve davranış içinde olan insanların yönettiği bir ülkenin iyilikler için de olduğu düşünülemez. Sadece karşı olanlar değil, kişiler ve kurumlarda, Türkiye’nin içinde bulunduğu durum karşısında bencil ve küçük hesaplar peşinde olurlarsa, etrafa saçılan bu kirlilik ve kusmuk içinde ilk boğulacaklardan olacaklardır.

Türkiye bilinmez bir yol ayrımına doğru hızla ilerliyor. Bölünme ve kara Faşizm tehlikesi üzerimize çullanmış durumda. Ancak yaklaşan yerel seçimler Ülkemiz için bir umut ışığı olabilir. Halkımız, kullanacağı oylar ve yapacağı doğru tercihlerle ufkunda ışığı görebileceği bir pencere açabilir, ya da, üzerine örtülmek istenen kirlenmiş kara örtü altında kusmukta boğularak, umutsuzca geleceğini bekler!

Kıyamet alâmetleri
Nevzat Dağlı
Kıyamet yakındır, ben inanırım, Alâmet belirdi, iyi tanırım. Tanrı görevleri verdi sanırım, Bak işte haşhaşin dumancı çıktı, Dinci karşısına imancı çıktı. Asrın yüzsüzlüğü tavana vurdu, Dikta heveslisi ruhlar kudurdu. Hırsızlar yürüdü, adalet durdu; Gemici, fenerci, limancı çıktı, Dinci karşısına imancı çıktı. Özgürlük istiyor suç işleyenler, Haramı seviyor hep dişleyenler. Beklemede şimdi zevk düşleyenler, Cümbüş başlayacak, kemancı çıktı, Dinci karşısına imancı çıktı. Dinle bak, uzakta Mehdi sesi var, Peygamber olmaya çok hevesi var. Ahir Zaman geldi, döktü nesi var, Ayıp teşhir eden gümancı* çıktı, Dinci karşısına imancı çıktı. Tanrı birbirine kırdırır belki, Dünyada hesabı sordurur belki, İsrafil surunu durdurur belki, Demeyin bu Nevzat dümenci çıktı, Dinci karşısına imancı çıktı. Halk Ozanı Karamanlı Nevzat * Gümancı: Umutçu
09 Mart 2014 Pazar 11:58
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ÖZEL HABER
Video Haber
Yazarlar
Nevzat AKATA
GünayDın
Abdullah AYDIN
Doç. Dr. Birol ERTAN
Mithat Baş
Adnan YILDIZ
Röportaj
Haftanın Haberi