Foto Galeri
Site İçi Arama
Çok Okunanlar
Link Bankası
Yorumlar
Piyasalar
DOLAR
3,4858
EURO
4,1855
IMKB
0.00
Hava Durumu
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Abdullah AYDIN
KELİMELER DE ESKİYOR
08 Şubat 2017 Çarşamba 22:11

 

Evrende bilinen maddesel her şey zaman içinde yıpranıyor, aşınıyor, eskiyor. Sadece maddeler değil, sözler, duygular da zaman içinde aşınıyor, eskiyor. Aşınıp eskimekle kalmıyorlar, anlamlarını ve değerlerini de yitiriyorlar…

Üstelik bu değerler, anlamsız biçimde ve insanlığa yarar getirmeyen kişisel ihtiraslar ve çıkarlar uğruna lüzumsuz yer ve biçimde kullanılıyorsa, maddi ve manevi değerlerinden hızla uzaklaşıyorlar, çok daha çabuk eskiyorlar…

İnsan hayatının her alnında çeşitli dokunulmazlar, kutsallar vardır. Fertler ve toplumlar bu kutsallara dokunmaktan özellikle kaçınırlar, onların zarar görmesi ve aşınmalarını istemezler.

Ama ne yazık ki dokunulmaktan kaçınılan kutsallar, insanların dilinde ve günlük yaşamlarında çoğu kez darbelere uğrarlar, yanlış kullanılırlar ve aşındırılırlar.

İslâm dünyasının en kutsal ve en çok kullanılan inanç söylemi “Allahu ekber” söylemidir. Tarif edilemeyen bir büyüklüğü ifade eder. Ezan’ın ilk cümlesidir. Tanrı’yı kutsamak amaçlı her söylemde ifade edilir.  

Ancak bu kutsal terim İslâm dünyasında yersiz ve esas değerine saldırılarak, kimi zaman ve yerde o kadar anlamsız kullanılmakta ki; duyanlar temel ifadesini duygularında yaşayamamaktadırlar.

Şu anda Dünya’nın en yoğun terör ve savaş bölgesi olan Ortadoğu ve İslâm coğrafyasında, insanlar boğazlanıp kelleler uçurulurken, her türlü ölüm silahı insanlar üzeri ölüm, kan ve acı kusarken “Alla hu ekber” nidasıyla bağırmak bu kelimeleri eskitiyor, özellikle yeni yetişen ve inanç duyguları kemikleşmemiş yaş guruplarında ürküntüye neden oluyor.

Özellikle Avrupa’da ve Ekonomik gelişmiş ülkelerde en çok telaffuz edilen sözlerin başında “İnsan Haklar” söylemi gelir. Geri kalmış ve Demokrasisi gelişmemiş ülkeler haklı olarak bu konuda ağır eleştirilere muhatap olup suçlanırlar. Eleştiriler de, suçlamalar da sonuna kadar haklıdır. Ancak, eleştirileri ve suçlamaları yapan ülkeler, çeşitli zorluklarla boğuşan geri kalmış, Demokrasisi gelişmemiş, Hukuk sistemini oturtamamış bu ülkelere yardım konusunda oldukça hasis ve cimri davranırlar, ama silâh satmak için yarışırlar.

 

Üstelik bu ülkelerdeki geri kalmışlık, hukuksuzluk, kavga ve karmaşanın hazırlayıcısı, teşvikçisi ve müsebbibidirler. Bu konumdaki ülkelerin ağızlarında sakız gibi çiğnedikleri “Hukuk, İnsan Hakları ve Demokrasi” kavramları değerlerini yitiriyor, aşınıyor ve eskiyorlar.

 

Türkiye siyaset arenasında sıkça telaffuz edilen kelimelerin başında “Sayın” hitabı ve sıfatlaması gelir. Yaşadıklarımızdan, duyduklarımızdan görüp anladığımız kadarıyla, Sayın ile söze başlamak, samimiyetten uzak resmiyete, korkuya ve yüceltmeye yöneliktir. Daha çok önemli (Değerli demiyorum) görülen makam ve yetki sahibi kişilere yönelik kullanılmaktadır.

Buna karşın, siyasetimizde sayınla başlayıp hakaretle, karalamayla bitirilen söylem dosyası da oldukça kabarıktır.

Seçtiğimiz Milletvekillerinin oluşturduğu Meclisimizi izlerken çoğu kez üzüntülerimiz tavan yapıyor. Hakaretler havada uçuşurken, birbirlerine sürekli “Sayın” diye hitap eden çok sayınlarımız, kimi zaman ipin ucunu kaçırıyorlar ve Meclisi boks ringine çeviriyorlar. Sonunda yapmacık bir özürle işin üstünü örtüyorlar.

Çok sayınlarımız Ocak ayı içinde birilerinin, “beni başkan yapın ve ülke yönetimindeki tüm yetkileri de bana verin.” talebi için savaştı. “Başkan ben olayım, Meclis ben olayım, Yargı ben olayım, Hükümet ben olayım, Başkomutan ben olayım, herkes benim parmak ucuma, ağzımdan çıkacak söze baksın” isteği ile başlayan tartışmalarda, sayın kelimesi adeta yerlerde süründü ve hayli yıprandı, eskidi, değer kaybetti.

O sayınlı karmaşanın sonunda bir sayının talebi sayınlarımızca kabul edildi ve Halkoyuna sunulmasına karar verildi. Son söz ve karar halkımızda. Vereceği kararla ülke ve kendi geleceğini belirleyecek Doğru kararı vereceğinden kuşku duymamak gerek

Yalnız, istenen yetkilerin bir kişiye verilmesi, hepimiz ve ülkemiz için hüsranla sonlanabilir. Verilmek istenen yetkilerin Yüzde Birini bana verseler Vallahi deliririm. Bu kadar yetki ve sorumluluğu üstüme alamam. Hayır! Hayır! İstemiyorum!.. Geçmişi tümüyle eskitmek, değersizleştirmek istemiyorum! O kadar yetkiye hayır! 

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ÖZEL HABER
Video Haber
Yazarlar
Nevzat AKATA
GünayDın
Abdullah AYDIN
Doç. Dr. Birol ERTAN
Mithat Baş
Adnan YILDIZ
Röportaj
Haftanın Haberi