Beş Ülke Var!

 Abdaydin52@outlook.com
 
            Normal yaşam içinde, bir insan böyle sevimsiz kaba bir ifadeyi makalesine neden başlık yapar diye düşünülebilir. Kimi zaman kızgınlık, kimi zaman kırgınlık, kimi zamanda çaresizliktir, arayıştır…
            Dünyadaki, özellikle bölgemizde yaşadığımız insanlık dışı olay ve uygulamaları gördükçe, böyle absürt bir ifadenin kimilerini tanımlamak için oldukça uygun düşeceğini, hatta az bile kalacağını düşünüyorum.
            Her insanın hayatında iyilikler, güzellikler, doğrular olduğu gibi hatalar, kusurlar, yanlışlıklarda vardır. Zaman zaman sözlerimizde de aynı özellikler yansır. Beklenti, iyiliklerin, doğruların yoğunlaşması, yanlışların, kötülüklerin yok denecek konuma gelmesidir.
            Siyaset ve yönetim alanı diğer iş kollarına göre çok daha dikkatli davranılmasını gerektirmektedir. Çünkü Siyasetçinin ve Yöneticinin olumsuzlukları, kişisel değil toplumsal olumsuzluklara ve zararlara neden olmaktadır.
            Türk Siyaset ve yönetim dosyası bu konuda oldukça kabarık ve sabıkalıdır. Dünü rahatça yalanlayabiliyoruz. Olayları tersyüz edebilen bir siyaset ve yönetim anlayışımız var. Problemlerin çözümünde artı ile eksiyi birbirine karıştırıyoruz; bu da bizi çıkmaz sokaklara sürüklüyor.
            Çok partili dönemimiz, periyodik darbeler yanında, tuluat tiyatrolarına, Karagöz-Hacivat oyunlarına taş çıkartacak söylem ve davranışlarla doludur. İyi bir ülke için topluma düşen görev, seçme hakkını kullanırken daha dikkatli davranmasıdır.  
            On Dört yıldır Türkiye siyaset ve yönetimine egemen olan Cumhurbaşkanı Tayyib Erdoğan’da da genel siyasetimizin gelgitleri var. Yanılgılarını artık kendisi de saklayamıyor. Suriye ve Irak savaşları nedeniylede Mezhepçi söylemleri öne çıkarıyor. Bu anlayış Türkiye’nin genel siyasetine zarar verecek tehlikeler taşıyor.
            Ancak tarihsel iz bırakacak ve gelecekte de tartışılacak bir konuya parmak basıyor ve Birleşmiş Milletler Örgütünü kastederek diyor ki: “Dünya Beşten büyüktür”.
            Bu ifadeden kasıt, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Beş daimi üyesidir. Aslında bu ülkeler ( ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa) Dünyadaki her türlü yönetimin, Ekonominin, ülkeler sınırlarının, kimin kimle ve ne için savaşacağına, sonucun ne olacağına karar veren ülkelerdir.
            Birleşmiş Milletler Örgütü, kendisine verilen görevleri yeterince yerine getiremiyor. Kuruluşunda başrol oynayan Beş ülkeden herhangi biri ‘bu iş olmaz’ diyorsa, geride kalan İki Yüz üyenin görüş, istek ve taleplerinin önemi ve yaptırım gücü kalmıyor.
            Birleşmiş Milletler Örgütünden Dünya insanlığının istekleri nelerdir:
            Barışı korumak ve barışa karşı tehlikeleri araştırmak,
            Ülkeler arasındaki ilişkileri organize etmek ve uyum önerileri sunmak,
            Ülkeler arası anlaşmazlıkları araştırmak, soruşturmak ve antlaşma önerileri sunmak.
            Ülkelerin silahlanmasını denetlemek,
            Saldırganlara karşı Askeri önlemleri almak, müdahaleleri organize etmek,
            Yoksullukla mücadele konusunu ve eylemlerini organize etmek,
            Salgın hastalıklarla mücadelede ülkeler arası koordinasyonu sağlamak.
            Bu görevlerle yükümlü olduğu belirtilen Birleşmiş Milletler Örgütü günümüzde Beş ülkenin baskısı ve hegemonyası altında olup, bağımsız Uluslar arası üst bir örgüt olduğu söylenemez. Dünyadaki en büyük baskı ve ambargo Birleşmiş Milletler Örgütünün üzerindedir.
            Dünya’daki bütün çatışmalarda bu Beş ülkenin parmağı var. Terörist örgütlerin arkasın bu ülkeler var. Çatışma alanlarındaki piyonların ve resmi orduların kullandıkları tüm silahlar bu beş ülkenin markasını taşır.
            Ulusal Devletlerin yıkılmasının, ülkeler arası savaşların ve siyaset damgası yapıştırılmış terör örgütlerinin arkasında bu beş ülke var.
            İşgal hareketleri, asimilasyonlar, kültürel yıkımlar, sürgünler, toplu katliamlar, soykırımlar, işgaller ve ölüm kampları bu beş ülkenin marifetleridir.
            Suriye’deki, Irak’taki savaşlar bu katillerin eseridir.
            Ülkemizdeki terör ve karmaşanın arkasında, bu ülkelerden bazılarının rolü olduğunu herkes biliyor.
            Dünya ekonomisinin yarısından fazlası bu beş ülkenin elindedir. Emperyal sömürgeciliğin yayılıp kökleşmesi bu beş ülkenin dalaveresidir.
            Ülkelerin siyasetlerini yönlendirmekte, kukla yöneticiler eliyle sömürü düzenini sürdürmektedirler. NATO kanalıyla da bizi çevre ülkelere düşman ettiler.
            Bu nedenlerden dolayı, Birleşmiş Milletler Örgütü battal ve işlevsiz bir kurumdur. Dünya insanlığı bu Beş ülkenin hegemonyasından kurtulmalı ve tüm ülkelerin eşit şartlarla katılabildiği ve karar alabildiği bir kuruluş haline getirilmelidir.
            Birleşmiş Milletler Daimi Beş üyesinin oluşturduğu konsorsiyumun adı, doğru yazılmamış katiller komisyonudur, sömürgeciliğin demir halkasıdır.
            İnsanlık barışa ve sömürüsüz bir yaşama ulaşmak istiyorsa, bu beş üyeli daimi komisyon semerinden mutlaka kurtulmalıdır.
            Bu yapının devamında, insanlık daha çoook fatura ödeyecektir!
Yazar: Abdullah AYDIN
http://www.ordukentgazetesi.com/ sitesinden 23.07.2019 tarihinde yazdırılmıştır.