Foto Galeri
Site İçi Arama
Çok Okunanlar
Link Bankası
Yorumlar
Piyasalar
DOLAR
3,4727
EURO
4,1687
IMKB
0.00
Hava Durumu
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
12 Eylül Darbeye Hayır Mesajları
12 Eylül 1980, Türkiye'nin darbeler tarihi ile şekillenen toplumsal-siyasal hayatımızda önemli bir yer işgal ediyor. 32 yıl geride kalmasına rağmen, hala 12 Eylül Anayasası, yasaları ve kurumları yürürlükte. Darbecilerden Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'n
13 Eylül 2012 Perşembe 08:18

 



12 Eylül Darbeye Hayır Mesajları


14 EYLÜL'DE ANKARA’DA DURUŞMADAYIZ... SİZ DE GELİN...

32. YILINDA 12 EYLÜL’Ü UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ, HESAP SORACAĞIZ

EDP Ordu il Başkanı
Vedat ŞENSOY

edp.jpg12 Eylül 1980, Türkiye'nin darbeler tarihi ile şekillenen toplumsal-siyasal hayatımızda önemli bir yer işgal ediyor. 32 yıl geride kalmasına rağmen, hala 12 Eylül Anayasası, yasaları ve kurumları yürürlükte. Darbecilerden Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'nın yargılanma süreci başlamasına rağmen, henüz bir yol alınamadı. Kürt sorununun demokratik siyasal çözümü sağlanamadığı için iç savaşa doğru sürükleniyoruz. Her gün çatışmalar, cenazeler eksik olmuyor. Bölge ülkelerinin neredeyse tümü ile gerilimli bir döneme girdik ve toplum geleceğinden kaygılanıyor.

Bugün, demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi bir ülke inşası mücadelemizde 12 Eylül 1980 darbesinin etkisini ve yarattığı tahribatı unutmuyoruz. Bir kez daha hatırlıyoruz:

Darbeciler çeşitli vesilelerle ‘darbe zeminini hazırlamak için şartların olgunlaşmasını beklediklerini’ söylediler. Sanık Kenan Evren’in emir ve talimatlarıyla 12 Eylül 1980’den yaklaşık 6 ay önce Bayrak Harekat Planı hazırlandı. Daha öncesinde yaşanan 1 Mayıs 1977 Taksim katliamı, Maraş katliamı, Sivas, Çorum ve Malatya olayları, Fatsa Operasyonu’nun da darbe zemininin olgunlaşması amacıyla bilinçli biçimde gerçekleştirildiği ortaya çıktı.

 

TBMM kapatılıp anayasa ortadan kaldırıldı. Siyasi partilerin kapısına kilit vurulup mallarına el konuldu. 650 bin kişi gözaltına alındı. 1 milyon 683 bin kişi fişlendi. 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı. 7 bin kişi için idam cezası istendi, 517 kişiye idam cezası verildi. Haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asıldı. İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis’e gönderildi. 71 bin kişi TCK’nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı. 98 bin 404 kişi “örgüt üyesi olmak”tan yargılandı. 388 bin kişiye pasaport verilmedi. 30 bin kişi “sakıncalı” olduğu için işten atıldı. 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. 30 bin kişi “siyasi mülteci” olarak yurtdışına gitti. 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. 171 kişinin “işkenceden öldüğü” belgelendi. 937 film “sakıncalı” bulunduğu için yasaklandı. 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu. 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi. 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi. Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 31 gazeteci cezaevine girdi. 300 gazeteci saldırıya uğradı. 3 gazeteci silahla öldürüldü. Gazeteler 300 gün yayın yapamadı. 13 büyük gazete için 303 dava açıldı. 39 ton gazete ve dergi imha edildi. Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi. 14 kişi açlık grevinde öldü. 16 kişi “kaçarken” vuruldu. 95 kişi “çatışmada” öldü. 43 kişinin “intihar ettiği” bildirildi...

Türkiye toplumu baskıcı, otoriter, tahakkümcü, anti-demokratik bir dikta rejimine maruz kaldı. Bu durum, değiştirilmesi gerektiği konusunda neredeyse tüm toplumun fikir birliği içinde olduğu 12 Eylül Anayasası’nın yarattığı rejim nedeniyle, bugün dahi etkisini sürdürüyor. 12 Eylül kurumları ve yasaları AKP iktidarı tarafından korunup, kollanıyor.  

Eşitlik ve Demokrasi Partisi olarak, kuruluşumuzdan bu yana sürdürdüğümüz mücadelede, 12 Eylül darbesinin ve darbecilerin yargılanması önemli bir yer işgal ediyor. Bu talep demokrasi mücadelesi bakımından önemini hiç yitirmedi. Bugün bunca yaşananlar karşısında insanca yaşam için, özgür, demokratik bir Türkiye yaratmada hak ve talepler mücadelesi hala cılız ise bunda darbeler tarihinin ve 12 Eylül diktatörlüğünün etkisi büyüktür.

14 Eylül’de Ankara’daki duruşmada artık darbeci sanıkların ifadelerinin alınmasının, toplumsal yaraların sarılmasının zamanı geldi ve geçiyor. Sanıkların ifadelerinin alınmasının daha fazla geciktirilmesi zaten eksik ve yaralı olan bu davanın inandırıcılığını tamamen yitirmesine neden olacaktır. 12 Eylül davasının sonuçlanması, sanık Evren ve Şahinkaya'nın mahkum edilmesi, darbenin hukuken mahkum edilmesi anlamına da gelecektir. Bu sonuç da 12 Eylül'den kalan tüm kurum ve kuralların sadece siyaseten ve ahlaken değil hukuken de tartışılmasını sağlayacaktır. 12

Eylül yasalarının yeniden ele alınması, yargılamaların yenilenmesi ve sonuçlarının ilga edilmesi, kurumların kapatılması, darbe zihniyetinden kurtulmanın da yolunu açacaktır. EDP olarak bu davanın takipçisiyiz. 14 Eylül’de Ankara’daki duruşmaya bütün demokrasi güçlerini çağırıyoruz.


VARLIĞINI 12 EYLÜL’E BORÇLU OLANLAR 12 EYLÜL’LE HESAPLAŞAMAZLAR

Hikmet PALA 

Eğitim-İş Ordu Şube Başkanı

hikmet-pala-400.jpg12 Eylül 1980’de ülkemizde gerçekleştirilen ABD güdümlü askeri darbenin ardından 32 yıl geçmiş  bulunmaktadır. Her geçen gün darbenin arkasındaki sis perdesi aydınlanmakta; darbenin asıl mağdurları ile darbenin yarattığı yeni düzenden kimlerin beslendiği bir bir ortaya çıkmaktadır.

Devletin idari organlarının, darbecilerin gölgesinde yapılandırıldığı, yaklaşık dokuz yıl süren bu dönemde; partiler feshedilmiş, birçok siyasi parti lideri gözaltına alınmış ve yargılanmıştır. Atatürk’ün büyük bir özveriyle Cumhuriyet değerleri üzerine kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi, Türk Dil Kurumu ve Tarih Kurumu gibi çok sayıda kurumun kapatıldığı bu süreç, Atatürkçü düşüncenin en fazla zarar gördüğü, çok sayıda Atatürkçü aydın ve düşünürün zindanlara tıkılarak yıpratıldığı  dönem olarak tarihe geçmiştir.

Çalışanların yoksullaşmasına neden olan 24 Ocak kararları bu dönemde daha sıkı uygulanmış, emeğin örgütlenmesini engelleyen bir dizi yasaklar getirilmişti. Bunun sonucunda o zamanın en büyük öğretmen örgütü olan TÖB-DER kapatılmış; üyeleri 1402 yasasıyla görevlerinden uzaklaştırılmıştı.

12 Eylül sürecinde Ordu ilinde yaşanları  herkes bilmektedir. Fatsa’da Fikri Sönmez liderliğinde ve halkın katılımıyla gelişen, tefecilerin yoksul fındık üreticisini soymasına engel olan bir belediyecilik anlayışı “Nokta Operasyonu”  ve devamındaki 12 Eylül işkenceleriyle yok edilmiştir. Sürecin devamında 12 Eylül Generalleri, aynen bugünkü iktidar tarafından yapılmakta olan biçimiyle gençleri “dindar ve muhafazakâr” yetiştirme gayretiyle eğitim sistemini değiştirmişlerdir.

12 Eylül darbesi amacına ulaşmış, sorgulamayan, dayanışma ruhundan yoksun, bireyci, dinin özüne değil şekline önem veren, kul hakkı yememe kuralını unutmuş, kabul eden, hayatını şeyhlerden aldığı fetvalar doğrultusunda yaşayan bir toplum modeli ortaya çıkmıştır.

Bugün ülkeyi yönetenlerin özlemini çektiği ve hedef olarak ortaya koyduğu, biat eden, “kindar ve dindar” gençlik projesi 12 Eylül darbesinin bir sonucudur ve 4+4+4 Kesintili Zorunlu Eğitim Yasası ile de hayata geçirilmiş bulunmaktadır. Hatırlanmalıdır ki 12 Eylül 1980 hükümeti de zorunlu öğretim yaşı başlangıcını 5 yaş olarak kanunlaştırarak uygulamıştı.

12 Eylül 1980’den önce ülkemizde iki buçuk milyon sendikalı işçi varken, bugün ileri demokrasi naraları atanların döneminde, ülke nüfusu ikiye katlandığı halde, bu sayı sekiz yüz bine düşmüştür. Aynı zamanda özelleştirme ve taşeronlaştırma uygulamalarıyla çalışanların örgütlenme özgürlüğü engellenmiş, darbe döneminde bile yapılmayan bu dönemde yapılmış, yasa çıkarılarak grev yasaklanmıştır. Kullanılan bir kısım demokratik haklar bile suç sayılarak, kişiler gözaltına alınmakta hatta cezalandırılıp hapse atılmaktadır.

ABD’nin teşvikiyle ve organizasyonuyla, 1980 öncesi ülke silahlı bir çatışma ortamına dönüştürülmüş, 1980 Askeri Darbesi sonrası bu çatışmaların durması ile de halkın gözünde darbe meşrulaştırılmıştır. Bunun bir ABD projesi olduğunu artık herkes görüyor. Ama proje farklı biçimlerde Ortadoğu’da devam ediyor. 12 Eylül Darbesine karşı çıkıyoruz diyenlerin, Suriye’de ABD’nin istediği biçimde davranması yaman bir çelişkidir.

12 Eylülcülerden ancak bu darbenin gerçek mağdurları  hesap sorduklarında sorumlular cezalandırılabilir. Varlığını  12 Eylül Askeri Darbesine borçlu olanlar 12 Eylül’le hesaplaşamaz!

ÖZEL HABER
Video Haber
Yazarlar
Nevzat AKATA
GünayDın
Abdullah AYDIN
Doç. Dr. Birol ERTAN
Mithat Baş
Adnan YILDIZ
Röportaj
Haftanın Haberi