Foto Galeri
Site İçi Arama
Çok Okunanlar
Link Bankası
Yorumlar
Piyasalar
DOLAR
3,4910
EURO
4,1702
IMKB
0.00
Hava Durumu
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Devlet Bahçeli ne yanıt verecek diye bekledim
Amaçlanan değişiklikler Başdanışmanın vurguladığı üzere “Kuruluş” un yeniden yapılandırılmasıdır. Dışlayıcı bulunan “Kuruluş” kapsayıcı hale getirilecek. Değişikliğin özünü de bu anafikir oluşturuyor. Bunun da öne çıkan iki boyutu var:
20 Şubat 2017 Pazartesi 20:58

Devlet Bahçeli ne yanıt verecek diye bekledim

Ahmet Yavuz
 
Anayasa değişikliklerini topluma kabul ettirebilmek için büyük mücadele ve yarış başladı. 
 
Yeni yönetim sisteminin mimarlarından olduğu anlaşılan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, 9 Şubat 2017 akşamı CNN Türk’te Şirin Payzın’ın konuğu olarak uzun açıklamalarda bulundu. Değişikliklerin neler getirdiğini anlattı. 
 
Mehmet Soysal da köşesinde bu görüşleri özetlemiş. Orada yer alan bir ifade çok çarpıcı: “Kurtuluş Savaşı kapsayıcıydı. Kuruluş ise dışlayıcı oldu.” (Milliyet, 10 Şubat 2017)
 
Bu kadar açık bir mesaja, Başkanlık sisteminin çilingiri olan Devlet Bahçeli Konya’da ne diyecek diye bekledim. O başka telden çaldı: “Küresel siyasetin nabzı Türkiye’de atmaktadır. Bölgesel denge arayışlarının ağırlık merkezi Türkiye’dir. Altını kalın olarak çiziyor ve diyorum ki, bu kadar sorun içinde, devlet güçlü olmadığı, seri kararlar alamadığı, yönetimde fiili-hukuki karmaşa sürdüğü müddetçe Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923 ruhuyla devamı bu şartlar altında mümkün görülmemektedir.” (Hürriyet, 13 Şubat 2017)
 
Birileri çıkar ve bu iki konuşmanın birbiriyle taban tabana zıt iki temel vurgusuna dikkat çeker diye umdum. Boşuna beklemişim. İş başa düştü.
 
Sayın Uçum 1921 ruhuyla hiçbir sorunlarının olmadığını ama 1923, daha doğrusu 1924 ruhuyla sorunlarının olduğunu, anayasa değişikliğinin de esas olarak bu sorunu çözmeye yönelik olduğunu aklı olan herkese anlatıyor.
 
 
Ancak Sayın Bahçeli 1923 ruhunun devam ettirilebilmesi için devletin daha hızlı çalışması gerektiğine vurgu yapıyor.
 
Devletin hızlı çalışmasını kim istemez? Ülkeye yönelik tehditlere erkenden karşılık verilmesine kim karşı çıkabilir? Hiç kimse! O halde ortada bir sorun var. Anlaştıkları sanılan ve ortaya bir anayasa değişikliği getiren tarafların yola çıkış amaçları farklı. Bu kadar olsa mesele değil. İşin kötüsü varış noktası da farklı olmak zorunda.
 
Amaçlanan değişiklikler Başdanışmanın vurguladığı üzere “Kuruluş” un yeniden yapılandırılmasıdır. Dışlayıcı bulunan “Kuruluş” kapsayıcı hale getirilecek. Değişikliğin özünü de bu anafikir oluşturuyor. Bunun da öne çıkan iki boyutu var:
 
1. Din-devlet ilişkilerinin yeniden yapılandırılması. Yani laiklik ilkesi…
 
2. Kürtler dışlandı demek istemiş ama ortam uygun değil. Yani üniter yapı…
 
Sayın Bahçeli’ye sormak lazım: Bu iki konuda sorununuz mu var? Varsa söyleminiz neden bununla uyumlu değil? 
 
Demek ki, Cumhuriyet’in nitelikleriyle ilgili farklı bir tasavvur söz konusu ve bunu Bahçeli yanlış anlamış…
 
Gelelim diğer konuya..  
 
Başdanışman Uçum’a göre, halk 1982 Anayasası’na kabul oyu vererek 12 Eylül yönetiminden kurtulmak istemiş! Evlere şenlik bir yaklaşım… Acaba kime sordular da bu sonuca vardılar? Elimizde buna ilişkin bir veri yok. 
 
Diyelim ki, 1983 genel seçimine katılma şansını elde eden ANAP’a ve Halkçı Parti’ye oy verenlerin yarısı bu saik ile hareket etti. MDP’lilerin 12 Eylül’ü ve 82 Anayasası’nı bütünüyle desteklediğini varsayalım. O takdirde bile, halkın anayasayı kabul oranı yüzde 60 olur.
 
Ben 1982 Anayasası’na hayır verdim. Bu anayasayı savunacak değilim. Ama madem halkın iradesine saygılıyız, hepimiz o saygıyı göstermek zorundayız. 1982 Anayasası yüzde 92 oy oranıyla, 1961 Anayasası da yüzde 61,5 ile kabul edilmişti. 12 Eylül 2010 halk oylamasında yüzde 58 kabul oyu kullandı. İlk ikisinin sonuçları tu kaka edilirken, sonuncusu demokrasinin zaferi olarak sunuldu. 
 
Halk, istediğimiz gibi oy kullanmışsa milli irade olarak kutsanıyor ve demokrasinin zaferi oluyor. İstenenin tersi çıkmışsa, birinden kurtulmak maksadıyla hareket etmiş oluyor… 
 
Aklımızla alay etmeyin lütfen! Ya da bunları herkese anlatmak yerine kulağını, zihnini, kalbini sadece size açanlara anlatın…
 
Örneğin, hukuksuz bir şekilde içeriye tıkıldığımız dönemde, Balyoz sahtekârlığını ve FETÖ’nün milli orduyu bitirme planını yani durumun vahametini kendisine anlatmak isteyen eşlerimize -Vardiya Bizde’nin Amazonlarına- randevu vermeyen Bahçeli’ye anlatın. 
 
Çünkü yanlış da anlasa, sizi bir tek o anlıyor…
 
Odatv.com
ÖZEL HABER
Video Haber
Yazarlar
Nevzat AKATA
GünayDın
Abdullah AYDIN
Doç. Dr. Birol ERTAN
Mithat Baş
Adnan YILDIZ
Röportaj
Haftanın Haberi