Foto Galeri
Site İçi Arama
Çok Okunanlar
Link Bankası
Yorumlar
Piyasalar
DOLAR
18.5708
EURO
18.3679
IMKB
0.00
Hava Durumu
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
ÖZKAN:ENGELLİ SORUNLARINA GENEL YAKLAŞIM
Engellilerin talebi destek değildir. Yüce gönüllülük, sevgi gösterileri ya da yardım değildir. Vicdan da değildir. Hak temelli bir yaklaşımla sorunlara eğilmek gerekir. Ama devlet ve yerel yönetimler üstlerine düşeni yapmadığından dolayı, engelliler toplu
10 Mayıs 2022 Salı 09:17

ENGELLİ SORUNLARINA GENEL YAKLAŞIM

Şeref Özkan

Engellileri toplum yaşamından soyutlayan unsurları azaltmak, giderek tümüyle ortadan kaldırmak, yaş, cinsiyet, sosyal kesim gibi unsurlardan bağımsız olarak, engellilere fırsat eşitliği olanakları yaratmak, başta devlet, kurumlar, sivil toplum örgütleri, partiler olmak üzere  hepimizin sorumluluğudur. 
 
Engellilerle  ilgili istatistikler incelendiğinde genelde yok olarak varsayılan yada var olduğu bilinerek görmezden gelinen engelli kişilerin sayılarının toplumda azımsanamayacak boyutlarda olduğu görülür. Türkiye’de toplam nüfus içinde engellilerin  oranı yaklaşık %12'dir. Anne babalarıyla bu oran %36. Yani Türkiye'nin en kalabalık azınlık grubu.
 
Engelliliğin çok önemli bir bölümü, önlenebilir sebepler yüzünden meydana geliyor. Akraba evliliği, gebelik sırasında annenin karşılaştığı travmalar, hastalıklar,   annenin alkol ve madde bağımlısı olması, yanlış uygulamalar, iş kazaları, ev kazaları, trafik kazaları,  endüstriyel kazalar, deprem ve benzeri yıkım olayları temel engellilik nedenleri arasındadır.Örneğin, trafik kazalarında her yıl ortalama 30 bin kişi engelli kalmaktadır.  Bunların büyük çoğunluğunun da önlenebilir olduğu ortadadır. Yani "engellilik bir kader değildir". Gerekli önlemler alındığında, önyargılarımızı yendiğimizde, engelliyi yanımızda, yanıbaşımızda eşit ve bağımsız görebildiğimizde, hiç yüksünmeden evimizi kiraladığımızda, engelli komşuya itiraz etmediğimizde, zihinlerimizdeki engelleri kaldırdığımızda, kısaca toplum dönüştürüldüğünde, engellilik büyük oranda önlenebilir. Bunun için insana her şeyin üstünde değer veren bir anlayışın önce kendimizde, sonra toplumda benimsenip yerleştirilmesi gerekir. Bu nedenle engelli sorunlarına eğilirken, ısrarla üzerinde durulması gereken konu engelliliği oluşturan koşulların ortadan kaldırılmasıdır.. 
 
YOKSULLUK
Engellilerin  toplumla bütünleşmesinin önündeki engellerden birisi ve belki de en önemlisi yoksulluktur. Engellilerin çok büyük çoğunluğu toplumun yoksul kesimlerinden geliyor ve yoksulluk içinde yaşıyorlar. Çünkü en çok onlar iş kazasına maruz kalıyor, çürük evleri depremde yıkılıp engelli kalıyor,  savaşa yoksullar sürülüyor. Doğaldır ki yoksul kesimler arasından gelen engelliler, yoksulluğu üreten başka sebeplerle de bir arada yaşadıkları için, onlar için yoksulluk adeta bir kısır döngüye dönüşüyo. 
 
EĞİTİM
Engellilerin toplumla bütünleşmesinin önündeki bir diğer engel de eğitim konusunda karşılaştıkları sorunlardır. Ülkemizde eğitim sistemi, öncelikle nüfusun engelli olmayan kesimi için planlanıp uygulanmaktadır. Böylece daha en baştan eğitim sistemi, engellileri dışlayan bir anlayışa sahiptir. Bilinçli ya da bilinçsiz gelişen bu dışlayıcı tavır, diğer konular için de geçerlidir. 
Oysa çağdaş eğitim anlayışında, eğitimin odağında, engelli olsun olmasın, insanın özellikleri ve ihtiyaçları yer alır. 
 Ülkemizde engellilerin % 91'i eğitim imkanlarından  yoksundur. Bu eğitim oranıyla engellilerin kendi sorunlarını çözmesi, nitelikli örgütler kurması,   toplumla bütünleşmesi mümkün değildir.. 
 
Türkiye'de engellilerin %97'si sosyal ve kültürel etkinliklere katılamazken, engelli nüfusun %25’nin evinde interneti yoktur. Ülkemizde eğitim gören engelli bireylerin ancak % 6’sı liseyi tamamlayabilmektedir. Engelli bireylerin % 71’i ailesi olmadığı durumda, kendisine kimin bakacağı endişesini taşımaktadır. Engellilerin yüzde 65’i tanımadığı kişilerin alay, aşağılama gibi davranışlarına maruz kalmaktadı. . 
 
ULAŞIM, FİZİKSEL ÇEVRE SORUNU
Engellilerin topluma katılmalarının önündeki en büyük engellerden biri de ulaşım, fiziksel çevre ve konut sorunudur. Yaşanılan konuttan tüm kamusal yaşam alanlarına ve ulaşım araçlarına kadar tüm çevresel unsurların engellilerin özellikleri ve ihtiyaçları dikkate alınarak tasarlanmadığı bir gerçektir. Yollar, kaldırımlar, kamu binaları, parklar ve bahçeler, okullar, içinde yaşanılan konutlar, ulaşım araçları ve bunun gibi daha bir çok fiziksel çevre unsuru, engellilerin topluma katılmasının önünde ciddi birer engel oluşturmaktadır. 
 
İŞSİZLİK 
Engellilerin toplumla bütünleşmesinin önündeki engellerden biri de işsizliktir. İşsizlik ve çalışma yaşamından kaynaklanan sorunlar, engellileri kuşatan sorunlar arasında, adeta diğer sorunların da kaynağıdır. Doğrudan doğruya diğer sorunları doğuran ya da bu sorunların daha derin yaşanmasına neden olan temel bir sorundur. 
 
DİLENCİ
Toplumun önemli bir kesimi, engelli görünce ona acıyarak yaklaşmakta, yardım edilmesi gereken zavallı olarak görmekte, ya da dilenci muamelesi yapmaktadır. Bu algıda engelli camiasının önemli sorumluğu bulunmaktadır. Her kuruma proje üretmeden “yardım” diye giden ve onuda çoğu kez istismar eden dernek ve benzeri kurumların bazıları, bu algıyı güçlendirmektedir. Çok az sayıda bile olsa bazı engellililerin dilenciliği bir meslek haline getirmesi de bu algının pekişmesine zemin hazırlamaktadır. Dilencilik yapan engelliler sokakta çok sayıda insanla temas ettikleri için, doğal olarak toplum, engellileri bu dilenciler üzerinden tanımaktadır ve her engelliyi potansiyel bir dilenci olarak görmektedir.  Bu durum ise insan onurunu yaralamaktadır.
 
 Engellilerin talebi destek değildir. Yüce gönüllülük, sevgi gösterileri ya da yardım değildir. Vicdan da değildir. Hak temelli bir yaklaşımla sorunlara eğilmek gerekir. Ama devlet ve yerel yönetimler üstlerine düşeni yapmadığından dolayı, engelliler toplumsal vicdan ve destekle ayakta kalmaya çalışan bireyler haline getirildiler. Yani engelliler, sağlamcı çoğunluk tarafından haklarından mahrum bırakılmış en kalabalık azınlıktır.
 
Engelliler, ezberlerin aksine, sağlıklı yaklaşımla  gerekli altyapılar  sağlanırsa, bir araya gelmeleri, diğer sosyal gruplardan daha kolaydır. Çünkü evlerinde hapis hayatı yaşadıkları için dışarı çıkmak için can atmaktadırlar. Doğru projelerle engellilerin ve ailelerinin örgütlenmesi daha kolaydır. Ancak, Türkiye'deki engelli dernek yöneticilerinin çok büyük bir bölümü engelli sorunları ile ilgilenmek yerine, diğer kurumlarda olduğu gibi buraları sosyal statü elde yada rant  etme aracı olarak kullanmaktadırlar ve bu büyük yaradır. Engelli dernekleri, engelli sorunlarının temel kaynağına dönüşmüştür. 
 
 Sorunlar sayısız, engeller çok çeşitli ve sınırsız. 
Bu sorunlardan birine çarpıcı bir örnek vermek isterim. Bir engelli arkadaşımız diyordu ki; ''Dışarısı zaten bize yasaklı. Eğer ebebeynimin rızasını alır, onların yasaklarını aşabilirsem, dışarı çıkmadan saatler önce su içmeyi kesiyorum. Çünkü sokağa çıkınca çişimi yapacak tuvalet bulamıyorum'' diyordu.  Evet, demokrasi, özgürlük, ekonomik, politik bir dolu sorunlarımız var ve bunlar için mücadele ediyoruz. Ama  hiçbirimizin işeme özgürlüğü diye bir sorunu yok.   Hepimizin ihmalleri sonucu milyonları evlerine hapsettik ve bundan hepimiz sorumluyuz.
ÖZEL HABER
Video Haber
Yazarlar
Nevzat AKATA
GünayDın
Abdullah AYDIN
Doç. Dr. Birol ERTAN
Mithat Baş
Adnan YILDIZ
Röportaj
Haftanın Haberi