TEMİZ “Cumhurbaşkanına Çağrımızdır
20 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarı, iş başına geldiği günden bu yana uyguladığı ekonomik ve sosyal politikalarda olduğu gibi tarım politikalarında da küresel gıda devlerinin ülkemizi Pazar haline getirmesi, yerli üretimin bitirilmesi sonucunu doğurmuşt

Saadet Partisi Ordu İl Başkanı Av. Erkan TEMİZ 

“Cumhurbaşkanına Çağrımızdır”  açıklaması yaptı

 

24646


Temiz açıklamasında:

 

Sayın Cumhurbaşkanı, 29-30 Temmuz 2022 tarihlerinde Giresun ve Ordu illerini ziyaret edeceğini ve fındık fiyatını açıklayacağını, katıldığı bir tv programında duyurmuştur.

20 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarı, iş başına geldiği günden bu yana uyguladığı ekonomik ve sosyal politikalarda olduğu gibi tarım politikalarında da küresel gıda devlerinin ülkemizi Pazar haline getirmesi, yerli üretimin bitirilmesi sonucunu doğurmuştur.

Sayın Cumhurbaşkanına bilgi ve rapor sunan bürokratlarının her birinin, gıda devleri ve onların yerli temsilcileri ile ciddi bir bağlarının olması dikkat çekici bir durumdur. Özellikle önceki tarım bakanının, küresel şirketlerin danışmanlığını yapıyor olması bunun başlıca örneğidir. İşte bu bürokratların verdiği yanlış bilgiler ve raporlara dayalı olarak kararlar alan ve uygulayan hükümet, yanlış üzerine yanlış yapmakta, en temel gıda ürünlerinin ithalat yoluyla karşılandığı bir ülke konumuna bizi getirmiştir.

Yaklaşık 150 milyar dolarlık dünya çikolata ve şekerleme piyasasının en önemli hammaddelerinden biri olan fındığın en büyük üreticisi olan ülkemiz, bu piyasadan hakkettiği payı alamamaktadır. Dünyada her yıl ortalama 900 bin ton civarında fındık tüketilmektedir. Bunun en büyük üreticisi Türkiye’dir. Böyle büyük bir piyasadan aldığımız pay ise 2-2,5 milyar dolardır. Ancak bu kazanç üreticinin veya yerli sermaye sahibi tüccarlarımızın, manavlarımızın kasasına değil, yabancı sermayeye ait 4-5 şirketin kasasına girmektedir. Özellikle 2015 yılından bu yana, hem ithalatçı hem de ihracatçı konumuna gelen küresel çikolata şirketleri, fındık piyasasını tekeline almış durumdadır.

İtalyan ve İspanyol çiftçileri fındığını ortalama 5 Euro’ya satarken, Türk üreticisi 2-2,5 dolar civarına satmak zorunda bırakılmaktadır. Devletimizin sahip çıkmadığı fındık üreticisinin emeği ve alınteri üzerinden küresel sermaye servetine servet katmaktadır.

Ülkemizde, genelde Tarım Satış Kooperatiflerinin, özelde ise Fındık Tarım Satış Kooperatifinin etkisin konuma düşürülmesi, fındık piyasasında, üreticinin, üretimden kaynaklanan gücünün kullanamaz hale gelmesi sonucunu doğurmuştur. Fındık üretim bölgelerindeki Ziraat Odaları, aynı planın parçası olarak etkisizleştirilmiş, bir sonraki aşamada ise Ticaret Borsaları fiyat ilan edemez duruma getirilmiştir. Fındık piyasasının bileşenleri aşama aşama etkisiz hale getirilirken, yabancı sermaye fındık bahçelerine kadar girmiş, süslü cümlelerle anlattığı tarım projeleri ile üreticileri doğrudan kendine bağlamaya çalışmaktadır. Ayrıca kiralama ve satın alma yollarıyla fındık bahçeleri küresel sermaye tarafından ele geçirilmektedir. Bu gidişin sonucu, fındık bahçelerinin tamamen yabancı sermayenin eline geçmesi ve fındık üreticisinin ise kendi toprağında, asgari ücretli köleler haline dönüşmesidir.

Yine, emperyalist yabancı sermaye, sermaye gücünü kullanarak, yerli şirketlerimizi rekabet edemez duruma getirecek, iflasa sürükleyecek ve zaman içerisinde tek tek satın alacak ve bu haliyle fındık piyasası yabancı sermayenin eline geçmiş olacaktır.

Saadet Partisi olarak 2015 yılından beridir bu tehlikeye dikkat çekiyoruz. Fındık piyasasının bileşenleri ikili görüşmelerimizde bize hak verirken, bu konuda açık ve net bir tavır ortaya koyamamaktadır. Ancak ilk defa bu yıl sanayicilerimizden feryat yükselmeye başlamıştır.

Fındık sektöründe, üreticisinden tüccarına manavına herkes yabancı sermayenin işgalinden muzdarip durumdadır. Bıçak kemiği çoktan delmiş durumdadır.

Saadet Partisi İl Başkanı olarak, bir fındık üreticisi olarak, Ordulu bir hukukçu olarak sayın Cumhurbaşkanına sesleniyoruz… sadece seslenmiyor, feryat ediyoruz; Bir kere de üreticinin sesine kulak veriniz. Tarım sektöründe en yüksek ihracat geliri fındıktan elde ediliyor ve bu gelirin 4-5 kat artması mümkündür.  Ordu’ya geldiğinizde sadece fındık fiyatı açıklamakla kalmayınız. Cumhuriyetin yüzüncü yılının eşiğindeyiz… Fındık sektöründe topyekûn bir reform programı açıklayınız. Eğer bu reform yapılmaz ise yakın gelecekte, yabancı sermayenin tam bir işgali ile karşı karşıya kalacağımız biliniz.

Fındık tarımının sürdürülebilir olması, üreticimizin alın terinin ve emeğinin karşılığının alması, yabancı sermayenin işgaline son verilmesi için acilen alınması gereken tedbirler ve uygulamalar şunlardır;

-Piyasada yabancı sermaye hakimiyeti ve tekelleşme mutlaka dikkate alınmalı, tekelleşmenin önüne geçecek tedbirler alınmalı, yerli sermaye ve üretici mutlaka desteklenmeli.

-Bu çerçevede, IMF ile yapılan 17.ve 19. Standbay anlaşmaları lağvedilmeli, AB ile yapılan Gümrük Birliği anlaşmalarının, Türk tarımı üzerindeki olumsuz sonuçları ortadan kaldırılmalı, aleyhe olan hükümler derhal lağvedilmelidir.

-Fındık dikim alanları, Trabzon, Giresun, Ordu, Düzce ve Sakarya’nın belli kesimleri ile sınırlandırılmalı, özellikle taban araziler fındığa işgal ettirilmemelidir. Bu çerçevede; Kocaeli, Bolu, Bartın, Sinop, Gümüşhane, Tokat gibi illerdeki alan fındık dikim alanı olmaktan çıkarılmalı, taban arazilerdeki fındığın sökülmesi ve ülke ekonomisi için daha verimli hale getirilecek ürünlerin üretilmesi teşvik edilmelidir.  

- Tüm tarım satış kooperatifleriyle birlikte Fiskobirlik ıslah edilmeli, mevzuatı yeniden düzenlenmelidir. Fındık üretiminden hayatını idame ettiren çiftçilerin üye olduğu, üyelerinin yönetimini seçtiği, gerek kendi iç denetim yoluyla, gerekse Gümrük ve Ticaret Bakanlığı veya GTHB tarafından sıkı bir şekilde denetlenen, kaynaklarını israf ettirilmeyen bir kurum haline getirilmelidir.

-Fiskobirlik, fındık üreticisine, üretimden tüketime kadar, her alanda üreticinin yanında yer alan ve destekleyen, sermaye karşısında üreticiyi koruyan bir kurum haline getirilmelidir. Lisanslı depoculuk yetkisi sadece Fiskobirlik’te olmalıdır. Sermayenin kontrolünde olan lisanslı depoculuk sistemi üreticiyi korumak yerine sermayeye teslim eden bir sistem olacaktır.  Fiskobirlik’in, fındığı satın alma, işleme, pazarlama ve ihracat yetkisi olmalıdır.  Bu yetkilerle donatılmış bir kuruluş ancak üreticinin emeğini ve alın terini koruyacak nitelikte olacaktır.

-Bu gün dünya fındık üretiminin %75’ine hakim olan Türkiye, bu hakimiyetini ilerleyen zamanlarda kaybetme riskiyle karşı karşıyadır. Gürcistan, Azerbaycan, Şili, Brezilya, Güney Afrika, Kamerun, Avusturalya gibi ülkelerde fındık üretimi için yoğun çalışmaların yürütüldüğü bilinen bir gerçektir. Ancak iklim ve toprak yapısı sebebiyle Türk fındığının yerini tutması mümkün değildir. Alışılan lezzet Türk fındığıdır. Ancak bu üretimin daha kaliteli bir hale getirilmesi, sürdürülebilir olması için devletin alması gereken tedbirler vardır. Bahçelerin gençleştirilmesi, yamaç arazilerde teraslama yapılması, makineleşme, birim araziden elde edilen ürünün artırılması gibi konularda devletin planlı bir çalışma yapması zorunludur.

-Fındık ihtisas borsası kurulmalıdır.

-Soğuk ve sıcağa dayanıklı, daha fazla ürün veren çeşitlerin elde edilmesi için, Ordu veya Giresun üniversitelerinin  birinin bünyesinde özel bir birim oluşturulmalı veya Fiskobirlik bünyesinde bir özel bir laboratuvar-ARGE birimi kurulmalıdır.

-Üreticinin desteklenmesinin yöntemi değiştirilmeli, araziye değil, üretime destek verilmelidir. Bu desteklemeler, Fiskobirlik aracılığıyla yapılmalı ve mesleği çiftçilik olanlara özel destekler sağlanmalıdır. Taban fiyat desteklemesiyle birlikte ilaç gübre  fiyatlarında sübvansiyon ve üretim araçlarındaki doğrudan veya dolaylı vergilerin kaldırılması yoluyla maliyetin düşürülmesi şeklinde destekler sağlanmalıdır.

-Ticaret borsaları fiyat açıklayamaz hale getirilmiştir. Fiyatı belirleyen yabancı tekel sermaye olmuştur. Bu sebeple ticaret borsalarının görevini icra edeceği zemin sağlanmalıdır.

- 2022 ürünü fındıkta taban fiyat, rekolte ve maliyetler dikkate alınarak belirlenmelidir. Serbest mühendislerimizin yaptığı çalışmada fındığın maliyetinin geçen yıla oranla %100 arttığı, bunun üzerinde refah payının da konularak oluşacak en düşük fiyatın 65,60 tl olduğu kamuoyuna deklare edilmiştir. Bu tespit ve değerlendirmeler mutlaka dikkate alınmalıdır. 65,00 Tl’nin altında bir fiyat üreticinin değil, küresel sermayenin işine yarayacaktır.

-2022 ürünü fındık alımlarında TMO’nin görev icra etmesi kaçınılmaz bir durumdur. TMO alımlarda hiçbir sınırlama uygulamalı, alımlarda kota olmamalıdır. 15 Ağustostan itibaren alımlar başlamalı, her ilçede alım merkezi kurulmalı, üretici ürünü satmakta hiçbir zorlukla karşılaşmamalıdır.

Saadet Partisi olarak, fındık piyasasında yapılması gereken acil düzenlemeleri bu şekilde size iletiyoruz, yapılması çağrısında bulunuyoruz. Saadet Partisi iktidarında bu reformu mutlaka gerçekleştireceğiz. Ancak bu reform bir an önce yapılmalı. Yarın çok geç olabilir. Bu reformu siz yapın, fındık üreticisi sizi hayırla ansın.dedi…

http://www.ordukentgazetesi.com/ sitesinden 30.09.2022 tarihinde yazdırılmıştır.