Doç. Dr. Birol ERTAN

Doç. Dr. Birol ERTAN

İKİ FENERBAHÇE

 

 İki Fenerbahçe kavramı ile Fenerbahçe Spor Kulübü’nün iki farklı yönünü ya da kurumsal yapısını anlatmak istemiyorum. Türkiye Cumhuriyeti’ndeki iki önemli kurumsal yapıyı karşılaştırmak için bu kavramı kullanmak istiyorum. 

Birçoklarınca espri konusu yapılsa da (küresel güçlerin ve gayrı milli iç unsurlarının hedefinde olması bakımından) Türkiye’de iki önemli kurumsal yapının mevcut olduğu ortaya çıktı. Bunlardan ilki, elbette ki Fenerbahçe Spor Kulübü’dür. Diğer güçlü kurumsal yapı ise Türk Silahlı Kuvvetleri’dir. Türk Silahlı Kuvvetleri, son dönemde yaşadığı psikolojik, fiili, iç ve dış kaynaklı saldırılar ile içine kapanmış görünüyor. Bu içe kapanmada TSK’nin eski komutanlarının uğrak yeri olarak Fenerbahçe Orduevi öne çıkmıştır. Bu nedenle, İki Fenerbahçe kavramı ile FB spor kulübü ve bir kısmı Fenerbahçe Orduevi’nde konuşlanmış TSK eski komuta kademesinin kurumsal yapılarını anlatmak istiyorum. FB spor kulübüne I. Fenerbahçe; Fenerbahçe orduevinde konuşlanmış çoğu emekli kurmayın eski kurumsal yapısını da II. Fenerbahçe olarak nitelendirmek istiyorum. 

İki kurumun (FB spor kulübü ve TSK) karşı karşıya kaldığı fiili ve psikolojik savaşın yargısal boyutu ile ilgilenmeyeceğim. Yargı sürecinin adil olup olmadığı, yargısal gücün meşruiyetinin bulunup bulunmadığı gibi konuları başka bir yazıda incelemek doğru olacaktır. Bu makalede incelemeye çalıştığım, Türkiye Cumhuriyeti’nin iki köklü, eski ve güçlü kurumsal yapısının kendilerine yönelik saldırılara nasıl karşılık verdiğine ilişkin olacaktır. 

Fenerbahçe Orduevi’nde konuşlanmış eski kurmayların II. Fenerbahçe’nin (TSK) kurumsal yapısında nasıl bir etkiye sahip olduklarını bilemeyiz. Ne var ki, II. Fenerbahçe’nin kurumsal olarak kendisini savunma reflekslerinin oluşumunda bu eski kurmayların en üst düzeyde yetkili ve sorumlu olduğu dönemlerdeki etkileri tartışılamaz.  

II. Fenerbahçe’ye yönelik psikolojik ve fiili saldırılar başladığında, Genelkurmay Eski Başkanı Sayın İlker Başbuğ’un masaya yumruğunu vurarak yargı sürecinde bunların hesabını soracaklarını adeta haykırmasını hatırlıyorum. Ne tesadüftür ki, yargı sürecinden medet uman Fenerbahçe Orduevi eski müdavimi (şimdi Silivri Cezaevi’nde dinlenmektedir), yargı sürecinden kendisine düşen payı almak üzeredir. II. Fenerbahçe’nin en tepe noktasında devletin en gizli sırlarına vakıf olarak geçirdiği günlerin hatırına, silahlı örgüt yöneticisi olmaktan müebbet hapis cezasıyla yargılanıyor. Güvendiği ve bazılarını korkutmak için öne sürdüğü yargı sürecinde kendisine kolaylıklar diliyoruz. 

Türkiye’nin en önemli kurumu olan II. Fenerbahçe ya da Fenerbahçe Orduevi ekibi, fiili ve psikolojik saldırıyla karşılaştığında Gata’dan rapor alma kuyruğuna girmişti. II. Fenerbahçe’ye fiili ve psikolojik saldırı yapan The Taraf’ları yargı süreciyle tehdit eden Başbuğ’lar ise “benim imzam yok, ben internet sitelerini güncellemedim, üstelik kapattım” gibi savunmalar yaparak kendini kurtarmaya çalışmaktadır. Bazıları ise Saray buluşmalarında emir komuta zincirinde “uygun adım” emekliliklerini sürdürmekte, derin bir sessizlik içinde vicdanlarıyla hesaplaşma halinde görülmektedir.  

Bir Başbakan Yardımcısı’nın Fenerbahçe Orduevi ekibini kast ederek, “iyi ki bunlarla bir savaşa girmemişiz” iddiası incelemeye değerdir. Kurumsal yapılarına yönelik fiili ve psikolojik savaşa Gata’dan rapor alarak ve ıslak imza-kuru imza mazeretleriyle direnen (!) ikinci Fenerbahçe kurumu, sınavdan geçmek şöyle dursun, “kâğıttan kedi” olmaya aday olduğunu kanıtlamış durumdadır. Bir savaş ortamında Gata’dan rapor kuyruğuna girdiklerini düşünsenize ! Demokratik sistemi sahiplenerek ve darbelere karşı çıkarak kurumsal yapılarını savunmayı bilmedikleri çok açıktır. Bu açıdan, II. Fenerbahçe’nin, I. Fenerbahçe’den alması gereken çok ders vardır. 

I. Fenerbahçe, Fenerbahçe Spor Kulübü’dür. Kulübe yönelik her türlü saldırıya en ufak bir ödün vermeden, asla teslim olmadan, asla fire vermeden, liderliğinden asla ödün vermeden direnen I. Fenerbahçe, gerçekten tarihi ve köklü bir kurumsal yapı olduğunu göstermiştir. Futbol Federasyonu’nun her türlü olanağına ve iktidar desteğine karşın, futbol federasyonunda istifa depremleri yaşanmasına neden olan I. Fenerbahçe liderliği, fiili ve psikolojik savaşlara nasıl direnilmesi gerektiği konusunda tarihsel bir dersler vermiştir. 

Gelinen noktada, II. Fenerbahçe’nin havlu atmasına karşın, Türkiye’de I. Fenerbahçe dışında başka milli kurumların da olduğu ortaya çıkmıştır. Küresel güçlerin hedefine konmuş olan MİT de Türkiye’deki güçlü ve köklü bir milli kurumsal bir yapı olduğunu kanıtlamıştır. Küresel odakların hedef aldığı bir kurumun, ister istemez Türkiye Cumhuriyeti’nin yanında saf tuttuğunu anlamak için çok düşünmeye ve tartışmaya gerek yoktur.  

I. Fenerbahçe’nin direnişi, bütün milli unsurlara ders olmalıdır. Liderlik zafiyeti göstermeden, dimdik durarak, asla yılmadan, örgütlülükten ödün vermeden, yasal ve meşru yollardan direnerek de ayakta kalınabileceğini gösteren I. Fenerbahçe’nin efsaneleşmiş lideri Aziz Yıldırım’ı ve kurmay heyetini selamlayarak yazıma noktayı koymak istiyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar