TERÖRÜN AHLAKI VAR MIDIR ?

Doç. Dr. Birol ERTAN

 

Terör, bir amaç uğruna planlı biçimde şiddet kullanarak korku ve panik yaratmaya çalışan siyasal eylem biçimlerinden birisidir. Terör eylemlerini planlayanlar, belirli siyasal amaçlara ulaşmaya çalışan örgütlü yapılardır. Bir amacı olmayan terör hareketleri ya da örgütleri bulunmaz. Toplumu sindirmeye ve korkutmaya, düzeni yıpratmaya ve sarsmaya, devlete olan güveni ortadan kaldırmaya, ülkede siyasal ve yönetsel anlamda istikrarsızlık yaratmaya dönük şiddet kullanımı olarak terör, 21. yüzyılda bile insanların insanlara karşı uyguladığı şiddet biçiminde yaşanmaya devam ediyor.

 
Terörün ahlakı ya da etiği olur mu? Bu soruya verilecek yanıt, elbette saçma sapan bir soruya verilecek yanıt olarak görülebilir. Ancak, yasal olsun ya da olmasın, devletin silahlı güçlerine karşı verilsin ya da verilmesin, haklı bir amacı olsun ya da olmasın, terörün meşru bir siyasal eylem biçimi olarak kabul edilmesi söz konusu olamaz. Ne var ki, kabul etsek de etmesek de, terörün bir ahlakı olduğu ya da olması gerektiğini iddia edenler vardır. Bu makalede, şiddetle karşı çıktığım bir eylem biçimi olsa da terörün bile bir ahlakı olması gerektiği düşüncesini savunmaya çalışacağım ve Türkiye'de yaşanan terörün ahlakını sorgulayacağım.
 
Terör eylemlerinin ahlakı, bu eylemlerin siyasal açıdan kendilerini meşrulaştırma amacı olup olmadığıyla yakından ilgilidir. Bir eylem biçimi olarak asla kabul etmesek de bir terör eyleminin bazı kesimler ya da kitleler tarafından meşru görülebilmesi mümkündür. Bu kesimler için meşru görülebilecek bir terör hareketi, dört temel dayanağa sahip olmalıdır. Bu dört temel dayanak şunlardır :
 
1.   Terör eylemlerinin dayandığı "amacın haklılığı"
2.   Terör eylemlerinin "sivillere yönelik" olup olmadığı
3.   Terörün araç olmaktan çıkıp "amaca dönüşmesi"
4.   Terör örgütünün "dış güçler" tarafından kullanılıp kullanılmadığı.
 
Ankara'nın göbeğinde bir arabaya bomba yükleyip patlatan bir terör örgütü, yukarıdaki 4 noktada hangi konumda bulunmaktadır?
 
18 yaşında hayatının baharında gencecik bir çocuk olan Orhan Güzel, Kumrular Sokak'ta bulunan bir kuruyemişçi dükkanında okul harçlığını çıkarmak için çalışıyordu. Orhan Güzel, 21 Eylül günü terör örgütünce bir arabaya yerleştirilen bombanın patlaması sonucunda ölen 3 kişiden birisi, okul harçlığını çıkarmak için kuruyemişçide çalışan 18 yaşındaki masum bir gençti. Terör örgütü, devletle ve devlet politikalarıyla savaşmak amacıyla bir eylem hazırlamış, bu eylem sonucu 18 yaşında masum bir genç hayatını kaybetmiştir. Şimdi bir soru sormak istiyorum: Değer mi?
 
Bir an olsun düşünelim, terör örgütü, yaptığı terör eylemleri sonucu siyasi amacına ulaşmış olsun. 18 yaşında okul harçlığını çıkarmak için kuruyemişçide çalışan gencecik masum bir çocuğun hayatına mal olan eylemler ile meşru ve doğru bir amaca ulaşılabilir mi? Terör örgütünün kanlı eylemleri sonucu bir devlet kurmayı başardığını  düşünün. Bu devlet, 18 yaşındaki masum bir gencin ölümü üzerine kurulmuş olmaz mı? Bu devlet, meşru bir devlet olabilir mi? Bu devlet, içinde yaşayanlara adalet dağıtabilir mi?
 
Türkiye'de her gün yukarıdaki verdiğimiz örnek gibi masum insanların canını alan terör, ahlaksız bir terördür. Meşru hiçbir amacı yoktur. Kürt vatandaşların özgürlüğü için insan öldürdüğüne inananlar, Kürt vatandaşlarımıza en büyük zararı, cehaleti, yoksulluğu ve geri kalmışlığı vermektedirler. Uğruna savaştıklarını söyledikleri kitlenin fabrikasız, okulsuz, yolsuz, susuz bir hayat sürmelerinin nedeni haline gelmişlerdir. Türkiye'de bir bölgede kaliteli yaşam olanaklarını ortadan kaldırmışlardır. Böyle bir mücadelenin meşruiyeti olabilir mi?
 
Gelelim terörün ahlakının sorgulanmasına. Elbette her türlü terör, ahlaksızca ve asla kabul edilemez bir eylem biçimidir. Ancak, her eylemin olduğu gibi, terörün de bir ahlakı, ahlaksal davranış biçimleri olmak durumundadır. Kendini meşru göstermek, amaçlarına ulaşmak için kitleleri kandırmak, göz boyamak, propaganda yapmak, kendi militanlarını ikna etmek için bile olsa terörün dayandığı bazı ahlaksal davranışlar olmalıdır. Bunları yeniden hatırlayalım.
 
1.   Terör eylemlerinin dayandığı amacın haklılığı
2.   Terör eylemlerinin yöneldiği kişi ya da kesimler (sivillere yönelip yönelmediği)
3.   Terörün araç olmaktan çıkıp amaca dönüşüp dönüşmediği
4.   Terör örgütünün dış güçler tarafından kullanılıp kullanılmadığı.
 
 
 
Ankara'nın göbeğinde bomba patlatanlar, eylemlerinin dayandığı amacın en ufak bir meşruiyeti varsa bile onu sonsuza kadar yok etmişlerdir. Haklı bir mücadele verdiğine inansalar bile, masum insanların kanını dökerek amaçlarının meşruiyetlerini ortadan kaldırmışlardır. Bu noktadan sonra, hiçbir insani değer sahibi yaklaşım, terör örgütünün savunuculuğunu yapamaz, yapmamalıdır.
 
 Ankara'nın göbeğinde bomba patlatanlar, masum sivilleri hedef alarak devlete karşı yürüttükleri savaşı kaybettiklerini kabul etmişlerdir. Devletin güvenlik güçlerinin karşısına çıkıp özgürleştirmeye (!) çalıştıkları toprakları savunamadıkları için kalleş biçimde kent merkezlerinde bomba patlatma yolunu seçmişlerdir. Böylece, korkak, kalleş ve ahlaksız olduklarını bir kez daha kanıtlamışlardır.
 
Ankara'nın göbeğinde bomba patlatanlar, terörü araç olmaktan çıkarıp amaca dönüştürmüşlerdir. Devletin en önemli kurum temsilcileriyle görüşmeler yaptıkları ve bu konuda bazı ödünler elde ettikleri bir süreçte, masum sivillere yönelik alçakça terör eylemleri ile müzakere edilemez ve güvenilemez olduklarını kanıtlamışlardır. Bundan sonra kendileriyle bırakınız mutabakat aramak, görüşmenin bile yanlış olduğunu kanıtlamışlardır. Demokrasinin nimetlerinden yararlanıp TBMM'de temsil edilmek gibi olanaklardan yararlanma noktasına geldikleri halde, kent merkezlerinde masum insanların bedenlerini havaya uçuran bombalar patlamayı sürdürerek "varsa" terörün bile ahlakından yoksun olduklarını göstermişleridir. Bütün meşruiyetlerini ve en ufak bir haklı oldukları (!) nokta varsa hepsini kaybetmişlerdir.
 
Ankara'nın göbeğinde bomba patlatanlar, ne zaman Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri uluslararası çapta bir girişim içine girseler, bombalar patlatma yolunu seçmektedirler. Bu tavırlarıyla, dış güçlerin maşası olduklarını da kanıtlamışlardır. Küresel güçlerin oyuncağı olmuşlardır.
 
Türkiye'de terör eylemleri düzenleyen örgüt, sivillere yönelik alçakça eylemleri ile 18 yaşında okul harçlığını çıkarmak için kuruyemişçide çalışan Orhan Güzel gibi masum gençleri katlederek ahlaksız, hain, kalleş olduğunu kanıtlamıştır.
 
Bütün terör kurbanı masum vatandaşlarımızın aileleri ve yakınlarına baş sağlığı diliyorum. Ahlaksız terörü lanetliyorum. Teröre karşı herkesin bir ses vermesi dileğiyle ...