Orhan YÜCEL
Paylaşmak güzel bir şey ama!...
Soğuk bir kış akşamı, Mac Donalds'in kapısından içeri yaşlı bir amcayla bir teyze girmişler, bir masaya oturmuşlar. Derken amca, kasaya
gidip 1 hamburger, 1 büyük boy patates ve bir büyük Cola almış.
Elinde tepsiyle masaya dönmüş, hamburgeri ikiye bölerek yarısını
teyzenin önüne koymuş, sonra bütün patatesleri tek tek sayarak onların da
yarısını teyzeye vermiş, sonra Cola kutusunu da ortaya koymuş,
önce bir yudum kendisi içiyor sonra da teyze bir yudum alıyormuş.
Herkes "ne tatlılar, iki tonton buraya gelmişler, bir kişilik
yemeği ikisi yiyorlar zavallıcıklar" diye onları izliyormuş. Derken
bir de bakmışlar ki teyzenin önünde hamburgerle, patatesler olduğu
gibi duruyor, kocasının afiyetle yemek yiyişini seyrediyor,
arada bir de Cola'dan bir yudum alıyormuş. Sonunda orada
çalışanlardan biri dayanamamış, yanlarına gitmiş; "affedersiniz, ben
sizi izlemekten kendimi alamadım. Lütfen izin verin size bir menü kendim
ısmarlayayım."
Yaşlı amca; "teşekkür ederiz ama biz halimizden memnunuz. 60
yıldır evliyiz ve her şeyimizi işte böyle paylaşırız" demiş. Bunun
üzerine genç adam teyzeye dönmüş; "peki ama teyzeciğim, siz neden
hamburgerinizi, patateslerinizi yemiyorsunuz, neyi bekliyorsunuz?.."
Yaşlı teyze cevap vermiş; "dişleri!.."
Gayet tabi ki, paylaşmak güzel bir şey. Her insanda bulunması gereken güzel bir özellik. Şöyle bir etrafımıza bakalım ve samimi olarak söyleyelim. Bu yaşlı amca ile teyzenin gösterdiği paylaşmak duygusunu günümüz insanının yüzde kaçında görebilme şansına sahibiz.
Günümüzde maalesef insanlar çok bencil ve egoist oldular. Herkes kendini düşünür oldu. En yakınlar arasında bile böylesine paylaşmak özelliğini göremezsiniz.
İnsanlar artık kendi anne babaları ve kardeşleri ile bile elindekini paylaşmaya yanaşmamaktadır. Paylaşmak özelliğimizi yitirdiğimizden dolayı, günümüzde huzur evleri yaşlılarımızla dolup taşmaktadır.
Eskiden daha da fakir ve muhtaç olan ailelerimiz bile annesini babasını hiçbir zaman huzur evlerine yatırmayı düşünmezdi. Elinde ne varsa anası babasıyla seve seve paylaşırdı. Dolayısıyla yaşlılarımız da sıcak aile yuvası içinde ömürlerinin son günlerini huzur içinde tamamlardı.
Huzur evlerinde kalan yaşlılarımıza bir bakalım. Çoğunun çocukları tarafından bakılmadığından, buralara gelmek mecburiyetinde kaldığını görürüz. Hatta eşler arasında bile böylesine paylaşmak duygularının yok olduğunu görebilmemiz mümkündür.
Burada genç nesillerimize paylaşmak dahil, daha bir çok manevi değerlerimizi veremediğimizden hepimiz suçluyuz. Gençlerimize çocukluğundan itibaren dini bilgileri öğretse idik, yaşlılığımızda bu tip muamelelere muhatap olmazdık.
Maalesef günümüzde gençlerimizi, bu şekilde yetişmeye bizler itmekteyiz. Çocuklarımızın en güzel okullarda okuması için, en fazla kazanç getirecek meslekler edinmesi için, onları sadece maddi yönden kazanç temin edecek şekilde yetiştirmek için gayret göstermekteyiz. Ama, çocuklarımızın aynı zamanda manevi değerlerini de tanıması ve bilmesi için hiçbir gayret ve çaba sarf etmemekteyiz. Durum böyle olunca da, yaşlılığımızda onlar da kendi yetişme tarzlarına uygun bir şekilde bizleri huzur evlerine göndermede bir sakınca görmemektedirler.